SEÇER: “ÇİFTÇİNİN, AYAKTA  KALMASINI SAĞLAYACAĞIZ”
Yazar: abdullah - 13 Haziran 2022 Pazartesi

SEÇER: “ÇİFTÇİNİN, AYAKTA KALMASINI SAĞLAYACAĞIZ”

ÇIFTÇILERIN AYAKTA KALMASI IÇIN

Mer­sin Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si, Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı Va­hap Se­çer ön­cü­lü­ğün­de kent­te ta­rım­sal ve hay­van­sal üre­ti­mi art­tır­mak, üre­ti­ci­ye des­tek ol­mak adı­na ma­ki­ne ekip­man, fi­de­fi­dan, su­la­ma bo­ru­su ve hay­van da­ğı­tım­la­rı­nı sür­dü­rü­yor. Uzun va­de­li pro­je­ler­le ha­ya­ta ge­çi­ri­len des­tek­le­rin ye­ni sa­hip­le­ri Ak­de­niz, Er­dem­li ve To­ros­lar’da­ki üre­ti­ci­ler ol­du. Baş­kan Se­çer’in ka­tı­lı­mıy­la To­ros­lar il­çe­si Da­lak­de­re­si Ma­hal­le­si’nde “Des­tek Bü­yük­şe­hir’den Üre­tim Çift­çi­de­n” mot­to­suy­la ‘Su­la­ma Bo­ru­su, Kaz ve Ma­ki­ne­Ekip­man Da­ğı­tım Tö­re­ni’ dü­zen­len­di. Baş­kan Se­çer, Mer­sin’in önem­li ta­rım top­rak­la­rı­na sa­hip zen­gin bir kent ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek “Al­lah bi­ze her şe­yi ver­miş. De­ni­zi, dün­ya­nın en ya­kı­şık­lı To­ros dağ­la­rı­nı, ha­va­sı gü­zel, su­yu­nu ver­miş. Her şey­den önem­li­si ça­lış­kan, bir­bi­ri­ne say­gı­lı, sev­gi­li hal­kı­nı ver­miş. Mer­sin hal­kı; böy­le ça­lı­şan, üre­ten, taş­tan, top­rak­tan ek­me­ği­ni çı­ka­ran bir halk­tı­r” de­di. Ulu Ön­der Mus­ta­fa Ke­mal Ata­türk’ün, “Mil­li eko­no­mi­nin te­me­li zi­ra­at­tı­r” sö­zü­nü anım­sa­ta­rak ko­nuş­ma­sı­na baş­la­yan Baş­kan Se­çer, pan­de­mi sü­re­ci ve Uk­ray­na’da ya­şa­nan sa­va­şın, ta­rı­mın de­ğe­ri­ni or­ta­ya ko­yan son dö­nem­le­rin en önem­li iki ör­ne­ği ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı. Baş­kan Se­çer, şöy­le de­vam et­ti: “Ce­bi­niz­de pa­ra­nız da ol­sa si­ze mal sa­tan yok­sa aç ka­lır­sı­nız. Hal­kı­nı­zı da aç bı­ra­kır­sı­nız. Uk­ray­na sa­va­şı var. Ce­bi­miz­de do­lar var. Rus­ya buğ­day ih­ra­ca­tı­nı dur­dur­du. Tür­ki­ye önem­li bir mik­tar­da o böl­ge­den buğ­day, ay­çi­çe­ği alı­yor. Şim­di na­sıl ola­cak? Aç mı ka­la­ca­ğız? Aç kal­ma­mak için üret­me­miz la­zım. Kim­se­ye mah­kum ol­ma­mak için, muh­taç ol­ma­mak için ça­lış­ma­mız la­zım, üret­me­miz la­zım, ka­na­at et­me­miz la­zım. Sa­da­kat­le, sa­bır­la üret­mek, üret­mek, üret­mek. Bu hak in­din­de ol­ma­sı ge­re­ken. Ama ka­na­at­le, sa­bır­la, se­bat­la üre­ten yurt­taş­la­rı­na da biz yö­ne­ten­ler, on­la­ra on­la­rın la­yık ol­du­ğu des­te­ği ver­mek zo­run­da­yız. Ha­yat pa­ha­lı, enf­las­yon çok yük­sek. Bu­gün sat­tı­ğın ürü­nün pa­ra­sı­nı alıp ce­bi­ne ko­yu­yor­sun, ge­le­cek yıl üre­te­ce­ğin ürü­nün to­hu­mu­nu, güb­re­si­ni, ma­zo­tu­nu ala­maz­sın. Üre­tim olur mu? Ol­maz. Bu­nun bir den­ge­de ol­ma­sı la­zım. Dün­ya­nın ne­re­si­ne gi­der­se­niz gi­din, her dev­let, her hü­kü­met üre­ti­ci­si­ni des­tek­le­mek zo­run­da­dır. Yok­sa üre­tim ol­maz, yok­sa mil­let aç ka­lır. Çift­çi­nin ya­nın­da ola­ca­ğız, çift­çi­yi des­tek­le­ye­ce­ğiz. Ma­zot des­te­ği ve­re­ce­ğiz, güb­re des­te­ği ve­re­ce­ğiz, ürü­nün alım­la­rın­da alım des­tek­le­ri ve­re­ce­ğiz. Çift­çi­nin ayak­ta kal­ma­sı­nı sağ­la­ya­ca­ğız. Çift­çi de­yip, çift­çi­lik de­yip geç­me­yin; köy de­yip, köy­lü­lük de­yip geç­me­yin, kü­çüm­se­me­yin ha sa­kın. Ta­rım de­di­ği­niz; Tür­ki­ye'de 20 mil­yon hek­tar iş­le­nen ta­rım ala­nı var. Az ve­rim­li, or­ta ve­rim­li, çok ve­rim­li. Bu üre­ti­mi ya­pan in­san­la­rın top­lam nü­fus­ta­ki ora­nı her 4 ki­şi­den bi­ri, en az %25'i. Siz ta­rı­mı bi­tir­di­ği­niz za­man çift­çi­nin, köy­lü­nün ço­cu­ğu be­le­di­ye­nin ka­pı­sı­na da­ya­nır. İş is­ter, so­kak­ta iş­siz ge­zer, aç ge­zer. O za­man siz bu mil­le­ti dur­du­ra­maz­sı­nız. Sos­yal prob­lem­le­re ne­den olur­su­nuz. Evet, ina­dı­na üre­tim, ina­dı­na ça­lı­şa­ca­ğız çift­çi ola­rak.” Çift­çi­li­ğin bü­yük emek ge­rek­tir­di­ği­ni ifa­de eden Baş­kan Se­çer, “Çift­çi­nin ka­zan­dı­ğı pa­ra ana­sı­nın ak sü­tü gi­bi he­lal­dir. Yağ­mur de­mez, ça­mur de­mez, fır­tı­na de­mez, bo­ran de­mez, ço­cu­ğum has­ta de­mez. Ço­cu­ğu­na ilaç al­maz, gi­der ağa­cı­na at­mak için ila­cı­nı alır.  ‘Ço­cu­ğu­ma da­ha son­ra alı­rım. He­le şim­di ida­re ede­yim’ der. Şim­di böy­le bir he­lal ka­zanç. Biz ne ya­pı­yo­ruz Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si ola­rak? Hü­kü­met ol­say­dık Va­hap Se­çer ola­rak fark­lı ko­nu­şur­dum. Der­dim ki, ‘Ta­rım po­li­ti­ka­la­rı şu şe­kil­de ol­ma­lı, bu şe­kil­de ol­ma­lı’. Hü­kü­me­ti­mi de uya­rır­dım, ba­ka­nı da uya­rır­dım. Ben ta­rım ko­mis­yo­nun­da gö­rev yap­mış bir par­la­men­te­rim. Plan büt­çe ko­mis­yo­nun­da gö­rev yap­mış bir par­la­men­te­rim. Ta­rı­mı da, ta­rım­da üre­ti­min ne ol­du­ğu­nu da, ta­rım des­tek­le­ri­ni de pe­kâ­lâ bi­li­rim. Gi­di­şat doğ­ru mu? Tar­tı­şı­lır. Va­tan­daş, çift­çi, üre­ti­ci, ‘Çok şü­kür, be­re­ket ver­sin’ di­yor­sa söy­le­ye­cek hiç­bir la­fı­mız yok. Ama az ön­ce söy­le­di­ğim gi­bi, ‘Sat­tı­ğım ürün­den al­dı­ğım pa­ray­la, bir da­ha­ki yı­lın üre­ti­mi­ni ya­pa­mı­yo­rum, evi­min ge­çi­mi­ni sağ­la­ya­mı­yo­rum’ de­di­ği nok­ta­da ka­fa­mı­zı önü­mü­ze eğip bir dü­şün­me­miz la­zım. İna­dı­na, ‘Ben doğ­ru ya­pı­yo­rum’ de­me­me­miz la­zım. Ben Mer­sin Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı­yı­m” di­ye ko­nuş­tu. Üre­ti­ci­le­re Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Mec­li­si’ni ta­kip et­me­le­ri çağ­rı­sı ya­pan Baş­kan Se­çer, “Mec­li­si can­lı iz­le­yin. İz­li­yor mu­su­nuz? İz­le­mi­yor­sa­nız ha­ta ya­pı­yor­su­nuz. Ver­di­ği­niz oya say­gı­sız­lık ya­pı­yor­su­nuz. Ver­di­ği­niz oya say­gı gös­ter­mek için, ver­di­ği­niz oy kar­şı­lı­ğın­da Mec­li­se gön­der­di­ği­niz Mec­lis üye­le­ri­ni, ver­di­ği­niz oy kar­şı­lı­ğın­da seç­ti­ği­niz be­le­di­ye baş­ka­nı­nın ne yap­tı­ğı­nı de­net­le­me­niz la­zım. Cum­hur­baş­ka­nı­nın ne yap­tı­ğı­nı, hü­kü­me­tin ne yap­tı­ğı­nı de­net­le­me­niz la­zım. Biz­le­rin de siz­le­re he­sap ver­me­si la­zım. Hep söy­lü­yo­rum, Tür­ki­ye kim­se­nin ba­ba­sı­nın çift­li­ği de­ğil. Mah­ke­me ka­dı­ya mülk de­ğil. Bu kol­tuk be­nim ba­ba­mın ma­lı de­ğil; Mer­sin Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­kan­lı­ğı kol­tu­ğu. Gö­re­vi­mi yap­tı­ğım sü­re­ce, in­san­la­rın te­şek­kü­rü­nü, ha­yır du­ası­nı al­dı­ğım sü­re­ce, on­la­rı mut­lu et­ti­ğim sü­re­ce o kol­tuk için ba­na des­tek olur. Ama ha­ta ya­par­sam, be­le­di­ye­yi za­ra­ra uğ­ra­tır­sam, is­raf eder­sem, si­ze ge­tir­di­ğim 10 li­ra­lık hiz­me­ti bin li­ra­ya ya­par­sam, be­le­di­ye­yi çö­ker­tir­sem, ül­ke­yi ba­tı­rır­sam o kol­tuk­ta bir da­ha bir sa­ni­ye kal­ma­mam la­zım. Za­ten bu­nun ka­ra­rı­nı ve­re­cek olan da halk­tır, san­dık­tır. Si­zin o kol­tuk­ta biz­le­ri bir sa­ni­ye da­hi oturt­tur­ma­ma­nız la­zım. De­mok­ra­si böy­le bir şey­di­r” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı. (Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si)