Tarsus Haber| Yenises Gazetesi
Yazar: HALİL AKSOY - 13 Aralık 2022 Salı - Okunma: 1288

BİZE KİM AĞLAYACAK?

Son günlerde gerek yazılı gerek görüntülü basındaki haberler milletçe nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu gayet iyi açıklıyor. Her biri ayrı ayrı acı verici, üzücü, utandırıcı olayların çok sık yaşanması durumun vahametini gözler önüne seriyor. Seriyor sermesine de... Her toplumda iyi insanlar yanında kötü insanların da olması olağan bir durumdur. Her ülkede trafik kazası, cinayet, adam kaçırma, taciz ve tecavüz, hırsızlık, aldatma, çocuk yaşta evlilik vb. olaylar yaşanıyor. Bunları okuyor veya duyuyoruz. Bunları tamamen önlemek neredeyse imkânsız. Çünkü kötülük insanların fıtratında var. Ülkenin gündeminde bomba etkisi meydana getiren esas hadise, bir tarikat şeyhinin kızının altı yaşında iken evlendirildiği haberiydi. Bu haberi her kesim kendince değerlendirdi. Küçük yaştaki bir kızın evlendirilmesi büyük tepkiyle karşılandı. İlgili kurum ve kişiler lüzumlu açıklamayı yaptılar yapmasına da bunlar yaraya merhem olmadı. Bu haberin yalan ve dindar kesimi karalama maksatlı üretildiğini söyleyenler de çeşitli beyanlarda bulundu. Hadise ister gerçek ister yalan olsun böyle bir şey vahim ötesi bir durumdur. Memleketimizin ve insanımızın ne hâlde bulunduğunun kamuoyuna yansımasıdır. Kanunların çiğnendiği, adaletin ayaklar altına alındığı, yandaşın ve yandaşlığın el üstünde tutulduğu, liyakatin göz önüne alınmadığı, riyakârlığın ve riyakârların pohpohlandığı, herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı, kimsenin kendisinden başkasına güvenmediği bir toplumda iyi insanlar ve iyi olaylar elbette az olacaktır. Durum vahim mi vahim? Bu vahim durumdan kısa zamanda kurtulmak mümkün mü? Değil çünkü yara, yara değil kangren. Kangren de belli organlarda değil, bütün bedende... Bu kangrenin tedavisi iyi için bir tabibe ihtiyaç var. Bu da yetmez. Bütün cemiyetin tedaviyi kabul etmesi gerekiyor. Bu da her hâlde işin en zor kısmı... Yaşadığı dönemde cemiyetin perişan hâline merhum Âkif: “Ağlarım ağlatamam hissederim söyleyemem / Dili yok kalbimin ondan ne kadar bîzârım” diye feryat ediyordu. Heyhat ki bugün bizim bu perişan hâlimize ağlayacak şâirimiz de yok. Ne hazin...