Tarsus Haber| Yenises Gazetesi
Yazar: HALİL AKSOY - 29 Ağustos 2022 Pazartesi - Okunma: 72

30 AĞUSTOS

Yarın, millî bayramlarımızdan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100. yıl dönümü... Koca bir asır... Tarihi yazılmayan, anıları derlenmeyen, filmi çevrilmeyen, yarışması açılmayan bir zafer... Millî bayramların milletlerin hayatındaki öneminden bahsetmeye gerek bile yok. Onlar milletlerin birlik beraberlik ögesidir. Milletler, kendi millî bayramları sayesinde millet olduğunun farkına varır, onunla diğer milletlere karşı kendini güçlü hisseder. Her millet gibi Türk milletinin de millî bayramları mevcut ama bu bayramlar eskisi gibi coşkuyla kutlanmıyor. Âdet yerini bulsun düşüncesiyle kutlanıyor havası var sanki şimdiki millî bayramların kutlanmasında... TV’lerde kısa bir haber olmaktan öte de gidemiyor ne yazık ki millî bayramlarımız. Millî bayramla ilgili mesela önemli tarihçilerin söz aldığı program bulamazsınız bulsanız da herkesin yatmaya hazırlandığı bir saate yayımlanır. O günü anlatan bir film seyretme imkânından da mahrum kalırsınız çünkü böyle bir film de çevrilmemiştir. Birkaç kitap yazılmış olsa bile onları tanıtan bir program da yer almaz TV’lerde... Böyle bir program seyretme şansına sahip olsanız da tanıtılan kitapları piyasada bulamazsınız. Hasbelkader bulsanız bile kitaplar eski yıllarda basıldığı için ikinci el kitap satan sitelerin istediği ücretler bütçenizi zorlayacak kadar yüksektir. Bu yazıyı hazırlarken 30 Ağustos Zaferi ile bir film çevrilmiş mi diye araştırdığımda bu zaferle ilgili bir filme rastlayamadım. Acaba dişe dokunur birkaç kitap yazılmış mı diye çeşitli sitelere baktım ama yine hüsrana uğradım. Tespit edebildiğim birkaç kitabın isimleri: Genelkurmay Harb Tarihi Başkanlığınca hazırlanan “30 Ağustos Zaferi” ve “İstiklal Savaşı’nda Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adlı kitaplar. Mehmet İzmen’in hazırladığı “30 Ağustos Zaferi” adlı kitap. Nüzhet Buka’nın hazırladığı “30 Ağustos 50. Yıl Şiir Antolojisi” adlı eser. Işık Kansu’nun hazırladığı “Belge ve Anılarla 30 Ağustos Zaferi” adlı bir risale. Bedreddin Tuncel’in hazırladığı “Atatürk ve 30 Ağustos Zaferi’nin İlk Kutlanışı” adlı eser. Kolektif bir eser: “30 Ağustos Hatıraları.” Habib Bektaş’ın hazırladığı “Zafere Yürüyüş” adlı eser. Bülent Demirdurak’ın hazırladığı “30 Ağustos 1922 Cumhuriyet Yolu” adlı eser. Ramazan Karaman’ın hazırladığı “Devlet Kuran Zafer (30 Ağustos ve Kahramanları)” adlı eser. İsimlerini yazmadığım birkaç eser daha... 30 Ağustos veya diğer millî bayramlar, Atatürk anıtına çelenk koymak, saygı duruşunda bulunmak, İstiklâl Marşı ve birkaç şiir okumakla kutlanmaz, kutlanmamalı... İsmail Hakkı Bey, Darulfünun müderrislerindendir. O, Çanakkale Zaferi hakkında şunları söylemiştir: “ Çanakkale müdafaası yapılmış, kazanılmıştır. Lakin vazife yalnız askerler ve kumandanlar için bitmiştir. Bizim için bitmemiş hatta başlamıştır bile. Herkes bilsin ki burada kanlarını akıtanlar hep bu tarih, bu namus ve fazilet tarihi için öldüler. Onların kan borcunu ödemek lazımdır. Şairler destanlarını yazsınlar, ressamlar levhalarını çizsinler, heykeltıraşlar abidelerini ortaya koysunlar, muharrirler hikâyelerini yazsınlar, sağ kalanlar rahmet okusunlar...” Bu cümleler her ne kadar “Çanakkale Zaferi” için söylenmiş ise de bütün zaferlerimiz için geçerlidir. Ne yazık ki bunu hep ihmal etmişiz. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 50. yılında bir şiir yarışması açılmış ama 100. yılı için ne bir şiir yarışması var ne de diğer türler için açılan bir yarışma... Bu büyük zaferin 100. yıl dönümünde kumandanından erine, yaşlısından gencine, rütbeli rütbesiz bütün kahramanlarına Allah’tan rahmet dileriz.