Tarsus Haber| Yenises Gazetesi
Yazar: Abdullah - 6 Mayıs 2022 Cuma - Okunma: 189

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR DEME SIRASI BİZDE!

(ŞAHİN TURGUT) 

Eskiden hep dedelerimiz ninelerimiz derdi: 'Nerdeee o eski bayramlar diye' bizlerde yaşımız küçük olduğu için onların ne emek istediğini anlamazdık. Şimdi ne demek istediklerini o kadar iyi anlıyoruz ki. Artık bizim neslimizde böyle serzenişlerde bulunmaya başladı. 

Nerde o eski bayramlar. Bayram sabahında tüm radyolarda Barış Abi'mizden ‘Bugün bayram erken kalkın çocuklar’ şarkısı çalardı.

Bayramdan bir gün önce yani arife günü mutlaka banyo yapılırdı. Arife suyuna yıkanmak, Çünkü büyüklerimiz derdi ki arife suyuna girersen boyun bir arpa kadar uzarmış. Arife gecesi uyumak biz çocuklar için o kadar zordu ki çünkü çok heyecanlanırdık. Başucumuzda duran bayramlıkları giymek için sabırsızlanır bir türlü uykuya dalamazdık. 

Eskiden bayram telaşı olurdu. Bayramın gelişi herkeste bir neşe ve mutluluk yaratırdı. Annelerimiz günler öncesinden bayram temizliği yapar, ikramlıklar hazırlarlardı. Tüm aile alışverişe çıkardı.

Sabah erkenden kalkar hemen yepyeni bayramlıklarımızı giyerdik. Büyük küçük demeden herkes bayramda yeni kıyafetler alırdı. O güzel kıyafetlerle biz çocuklar için mahallede bir iki tur atmak farzdı. Özellikle kızlar güzel bir elbisenin altına mutlaka kırmızı parlak rugan ayakkabı giyerdi. Erkekler ise ilk kravatlarını takardı.

Bayramlıklar giyildikten sonra tüm aile güzel bir kahvaltı yapardı. Sonra birden kapı çalar annemiz "Ay misafir mi geldi daha erken değil mi" derken, ‘İyi bayyyamlaaaaaaayyy!’ mahallenin çocukları şeker toplamaya gelmiş. Anne ve babamız hemen çocuklar için alınan şekerleri dağıtırdı. Sonra da biz çıkardık şeker toplamaya.

Doymak nedir bilmeyen bizler hepsini mideye indirirdik bir güzel.

Tam evden çıkacağız hazırlanmışız yine kapı çalardı. Bu sefer de davulcu gelmiş. Davulcu kapıda hemen bir ramazan manisi söyler babamız da ona cebinden çıkarır para verirdi.

Sonra ilk önce büyükler ziyaret edilirdi. Yaşıyorlarsa hala dede ve ninelerimize bayramlaşmaya giderdik. Ayrıca vefat eden büyüklerimiz için de kabir ziyareti yapılırdı.

Şimdi hazırsanız bayramın en güzel kısmına geliyoruz. Büyüklerimizin elini öptükten sonra bize bayram harçlığı verirlerdi. Harçlık vereceği bilinen o mükemmel akrabalara gitmek için can atılırdı.

Bunu 3 kişiden 2’si kesinlikle yaşamıştır.

Sadece akrabalarımız değil komşularımızı da ziyaret ederdik. Bu ziyaretlerde bir sürü ikramlıklar olurdu.

Önce bir kolonya-şeker faslı yaşanırdı. Bayramların ana sponsoru Pereja markasıydı :)

Sonra yaprak sarması ve ev yapımı baklavalar gelirdi. Bayramda herkes en az 2 kilo alırdı :)

Eeeee harçlığımızı aldık karnımız da doydu ne yapacağız? Hemen dışarı çıkılır mahallenin çocuklarıyla oyunlar oynanırdı.

Bayram günlerinde sokaklar panayır alanı gibi olurdu. Bütün çocuklar dışarıda oyun oynardı. Bayramlıklarını birbirine gösterirdi. Kim daha çok harçlık toplamış sayılırdı.

Bu gelenek eskisi kadar olmasa da küçük mahallelerde hala devam ediyor. Son zamanlarda çocuk kaçırma olaylarından sonra iyice yok olmaya başladı. Kimse kimseye güvenemiyor. İnsanlar, artık çocuklarını yalnız başına sokağa bırakmaya dahi korkar durumda.

O zaman AVM'ler yoktu. Toplanan bayram harçlıkları mahalle bakkalında ıslatılırdı. Mantar, maytap, torpiller patlatılır şaka yollu da olsa yakındakiler korkutulurdu. Mahallede kimi zaman bayram mı savaş alanı mı çözülemeyecek bir ambiyans oluşurdu.

Mahallede 'Seyyar Salıncakçı' gezerdi sokak sokak. Şimdinin Lunapark'larında bindiğimiz devasa döner salıncakları o zaman küçücüktü. Hepimiz sıraya girerdik bu tatlı zevki yaşamak için. Sonra bizim gittiğimiz misafirler de tek tek bize gelmeye başlardı. Gelen akrabaların çocuklarıyla oynamak en büyük zevkimizdi.

İşte böyle neşeli, dolu dolu geçerdi bayramlar. Büyük bir mutlulukla, heyecanla ve bol bol şekerle, şerbetle.